14 Nisan 2014 Pazartesi

DOĞUM HİKAYEMİZ VE HASTANE SEÇİMİ


Aslında güzel dokunaklı duygulu şeyler yazmak isterdim ama maalesef hastane seçimimiz yüzünden bunun bir çoğunu yaşayamadım. Zaten erken olan doğumda tuzu biberi olmuştu. Özel Çakmak Erdem Hastenesin'de doğum yaptım. Öncesinde bir çok doktor ve hastane değiştirdim. En özel anınızın herşeyiyle  iyi olsun istiyorsunuz ama bazen bu istekler senin dışında gelişiyor. En sonunda içime sinen bir doktor bulmanın sevinciyle Erdem Hastanesine gidip gelmeye başlamıştım.
Bayramın ikinci günü sabah suyumun gelmesi ile korkulu ve heyecan dolu anlar yaşadık. Bavulum bile hazır değildi. Bir yandan doktoruma ulaşmaya çalışıyordum diğer yandan bavul hazırlıyordum. Tabi bu sırada suyum hala geliyordu. Doktora ulaşamayınca hastaneyi aradık. Doktorumuz tatildeymiş. Eğer kendisini çağırmamı istersem yanlış hatırlamıyorsan 600 TL ek ücret verecekmişiz yada oradaki nöbetçi doktor tarafından doğum yaptıracakmış. Bana böyle bir durumdan bahsetmedikleri için sinir ve telaşla istemiyorum kalsın dediğimi hatrlıyorum.  Ancak hastaneye gidip hiç bir güler yüz göstermeyen doktoru görünce korkudan doktorumu istiyorum diye direnmeye başladım. En azından telefonla konuşturun çok korkuyorum diye yalvardım. Aradılar ama yurt dışındaymış konuşamadım. Sabah 11: 00 civarlarında hastaneye varmıştık ve gelene gidene adres telefon verip en son kaçta yediğimi söyledim. Saat 14:00 sularında hala doğum yapmak için koridorlarda suyum gele gele bekliyordum. Doğumhane yoğunmuş ve beni koyun gibi koridorlarda beklettiler. En sonunda oda hazırlandıda çıkarıp orda beklemeye başladım. Daha sonra doğumhaneye indirip ellerimi kollarımı bağladılar. İçerde yanlış hatırlamıyorsan 4 kişi vardı ve bunların ikisi erkekti. Daha önce konuşup doğumda erkek olmayacağını söyledikleri için ikna olduğum hastane bana yalan söylemişti. Bu benim kişisel tercihimdi erkek istemiyordum. Sadece anestezi doktoru anestezi yapıp çıkacak demişlerdi bana. Ameliyathanede neredeyse 45 dakika ellerim bağlı suyum hala geliyor birde doğum sancılarım son hız devam ediyorken o kalar bağırmama biride çıkıp yanıma yaklaşıp beni sakinleştirmemesi nasıl bir duygu anlatamam size. Doğuma girerken bir insana bu kadar morel bozucu hareketler yapılmaz ya ölmek var kalmak var.  Hemşire eline bir makas almış çat çut sesler çıkararak dakiklarca onunla oynayıp ararında kakari kikiri sohbet yapıp kafalarını bile bana çevirmediler. İçlerinden biride bunun dudakları niye mor ki diye söylediğini duydum. Dudaklarım morarmış bilmiyorum neden belki soğuktu ondanda olabilir ama ulan biride niye morardı diye bakmadılar.  Ölsek kimsenin umrunda değil. Anestezi doktoru en son yemeği sabah yediğimi sanıp beni spinal anestezi için ikna çabalarına girdi. Kaç kişiye artık hatırlamıyorum gece 12' de 1 dilim ekmek peynir yedim diye anlattım artık hatırlamıyorum ama aşağıya gelene kadar sabah yemek yedim oldu. Üstüne üstlük bel fıtığım olduğu için doktorumun önermediği spinali bana yapmak için direniyordu doktor. Ya tutmazsa ne yapacağız dediğim de tutmazsa narkoz veririz dedi. Bana narkoz verirsem ölebilirsin diyen doktor tutmazsa narkoz veririz dedi düşünebiliyormusunuz. Bir ara nasıl kafayı toparladıysan saat kaç oldu ki bana narkoz veremiyorsunuz taaa gece yedim diye haykırdım. Ondan sonra jetonları düştü yaptığı yanlışı farketti. 45 dakika boyunca resmen adama yalvardım ya ne olur bana akıl ver ne yapacağımı bilemiyorum çok korkuyorum ayrıca bana spinal doktorlarım önermedi tersine sakıncalı olur sende dediler diye adama dil döktüm. Zaten canlı canlı doğum yapma olayını insan daha öncesinde kendini alıştırır. Kolay bir karar gibi ellerim bağlı onsa sancıya suyum bitmiş ölüyorum korkudan çocuğa bişey olacak diye o vaziyette tartıştığımız konuya bak. Şu an bunu yazarken bile ağlıyorum düşünün hala etkisini atamadım. Sonunda doktor geldi oda gece yemişti diye açıklama yaptı. Beni doğrulttular önlüğümü arkasını çözmek için. Baktım erkek yapacak bunu kıyamet kopardım istemedim yapmasını. Hani vazgeçecek durumum kalsa çıkıp gideceğim nefret ettim daha doğurmadan hastaneden. Sonunda doğurdum odama çıkardılar. Gözümü açtım temizlik fasılları çocuğu getirdiler emzirdik falan kafa yerinde değil çocuk mocuk gözü görmüyor insanın. İnanın sağlığınız yerindeyse asla sezeryan yaptırmayın. İleri derece bel fıtığım vardı ayrıca normal doğuma da müsait değildim. Yoksa hayatta sezeryan bile düşünmüyordum.  En sonunda gece kendime geldim çocuğun yüzüne bakabildim. Arada çocuğu alıp götürüyorlar sonra geri getiriyorlar. Özel hastanelerde çocuğun bakımlarını testlerini yaparlar normal durum yani. Fakat normal olmayan şey ise bunlar çocuğun altını açmamışlar bütün gün. Bir ara kayınvalidem sordu '' çocuğum siz açıyorsun değilmi altını '' diye. '' Hayır siz açacaksınız biz açmıyoruz '' dediler. Allahım bir açarız altını kakası taş gibi kurumuş daha ilk gün pişik oldu çocuk. Ben bunu görünce nasıl ağlarım durduramıyorum kendimi. El kadar çocuk bütün gün altını açılmamış simsiyah kakası kurumuş yapışmış. Ilık su yapıp temizledik. Bir yandan da sütüm gidecek diye beni sakinleştirmeye çalışıyor. Özel hastanedesin allah aşkına ne duydum ne işittim ayrıca kaç kişiye de refakatçi bile kaldım çocuğun altını açarlar bize bırakmazlardı. Allahınız dan bulun ne diyeyim artık insan değilsiniz siz. Üç gün hastanede kaldım 2. günün gece yarısı artık isyan edip bas bas bağırmaya başladım. Bir kiş gelip yatağın çarşafını değiştirmez mi leş gibi olmuş yatak. Zaten gün içinde tansiyonuma bile bakmaya gelen olmadı. Eşim idareye gidip şikayet edince. Çarşafımı biri gelip şikayet etmişsiniz diye değiştirip yastık kılıfını değiştirmeden gitti. Bir hemşire gelip şikayet etmişsiniz diye tansiyonuma ateşime bakıp gitti. Bir kadın geldi şikayet etmisşiniz dedi yerleri silip çöp kovasını boşaltıp gitti. Ezildik resmen şikayet ettiğim için. Gelen giden şikayet etmişsiniz deyip durdu. Üç gün aynı hoşaf ve çorba geldi hoşafı ilk gün içmiştim. Ertesi gün içemedim tadı sirke gibi olmuştu. Üzümler benbayaz olmuş suda kalmaktan. Çorba ilk gün kırmızı ve tavuk suyu tadı vardı. İkinci gün rengi açılmış sulandırmaşlar. Üçüncü gün üzerine salçası yağ damlası kadar kalmış sade suya arpa şehriyesini iç diye getirdiler. Tabi ben hiç birini içemedim. Kantinden alalım dedik sadece mercimek varmış. Eşim ve kayınvalidem beni tek bırakıp eve çorba yapmaya gittiler mecburen. Açlıktan resmen öldüm hastanede tek meyve suyu içtim bisküvi yedim. Taburcu olurken devlet hastanesinde bile çıkışa kadar hasta bakıcı tekerlekli sandalye ile sizi çıkışa kadar götürür. Biz kimseye hadi hakkınızı helal edin bile diyemedik koridorda allahın kulu yoktu. Eve geldik çocuğun üstünü başını değiştirdik. Bir baktım kolundaki plastik bilezik ayağında bantlar hala duruyor. Minnacık doğdu zaten teni tahriş olmuş hep. İnsan onları bir çıkarmaz mı ?  ya nasıl bir yere geldik olmaz bu kadarda.  Çocuğun ellerinde sürekli eldiven olduğu için fark edemedim nasıl olduysa parmaklarına baktım. Bir baktım küçük parmakları içe doğru yamukluk var. Doğuştan eğrilik vardı. Muayene eden zatı muhterem bunu görmedi mi. Bide sırf onun için doktora götürdüm ne yapacağız diye telaşlanarak. Hastaneye ertesi gün kontrol için gittiğimizde çocuk doktoru sarılığı normal önemli değil onun için hastaneye gelmenize gerek yok demişti. Fakat 20 gün sonra sağlık ocağından gelen hemşire görünce çocuğu hemen hastaneye yönlendirdi.Hasateneye gider gitmez elimden alıp yoğun bakıma aldılar ve 4 gün çocuğum hastanede yattı. Önemli değil getirmenize gerek yok diye niye diyorsun. Desene şu kadar daha devam ederse mutlaka getirin diye. Zaten tecrübesiziz bide çocuğu göre göre sarıda gelmiyor bize gözümüz alışıyor. Neyse bunların hepsini hastane yönetimize sözlü bildirdik dinleyen kişi notlarda aldı ama ne arayan oldu ne soran. Hemde bu olayları iki kere anlattık. Twitterda iki satır yazınca hemen ilgili kişi dönüp telefonu verdi benim aramamı istedi. Aradık izah ettik kendilerine ancak hastane adına bu yapılanları affettirmek yada özür dilemek adına her hangi bir adım atmamaları beni bu yazıyı yazmaya en sonunda mecbur bıraktı. Adımız sanımız belli telefonumuz adresim hastanede var. Her türlü bize ulaşabilirlerdi ama yapmadılar. Ödemiş olduğum ücretin karşılığında beyan ettikleri hizmetlerin hiçbirini almadım. Paramızla resmen rezil olduk. Sağlık bakanlığına aynen bu anlattıklarımı bildireceğim. Bir özür dilemek bu kadar zor olmamalıydı. Burada doğum yapacaklar bir kere daha düşünsün derim. Kimi memnun olduğunu söylüyor kimiside benim gibi bin pişman. Anladımki standar bir kaliteleri yok. Bayrama, yılbaşına özel günlere doğumu getirmeyin. Yoksa mazeretleri hazır. Bayramdı, yılbaşıydı, yoğunduk sırf siz yoktunuz 19 daha doğum vardı gibi mazeretlerini söylerler haklıymışlar gibi. Parayı alırkende keşke 19 doğum vardı size yeterli ilgi alaka gözteremedik bari şu kadar almayalım deseydiniz. Sonuçta sen bir hizmet satıyorsun bende müşteriyim. Gözünde hasta olmadığım müşteri olduğum aşikar.  Sitenizden vizyonumuz, misyonumuz, ilkelerimiz diye yazmışsınız. Çok güzel yazılmış keşke doğruda olsaydı hepsi yalanmış. Çok zorlu bir hamilelik geçirmiştim. Sonrasında çocuklada sıkıntılı bi süreç atlattık. Ancak kendime gelip vakit ayırıp bunları yazabildim. Bundan sonra konunun her türlü takipçisi olacağım.

5 Aralık 2013 Perşembe

BEBEĞİN BURNU TIKANINCA NE YAPMALI ?


Bebeğinizin burnu genellikle kusmaktan dolayı burun kanallarını süt tortusu kapatmakta. Benim bebeğim kusarken bir hayli şiddetli kustuğundan ağzından ve burnundan çıkıyor. Her seferinde serum fizyolojik burun damlası damlatıp otribebe nazal aspiratör ile temizliyordum. Yalnız bu serum fizyolojik damlalar bir hayli pahalı ve çabuk bitiyorlar. Daha sonra öğrendiğim bir yöntemle bu işi inanılmaz ucuza getirmiş bulunmaktayım. İsterseniz bunu evde kendinizde hazırlaya bilirsiniz yada benim gibi yaparak zahmetsizce işinizi halledersiniz. Eczaneden bir adet kaç cc olduğu önemli değil izotonik sodyum klorür alın. Bir enjektör yardımı ile sıvıyı çekip daha önce atmadıysanız tek kullanımlık burun damlaları şişelerine doldurun ve aynı şekilde kullanın. Yok şişeleri attıysanız şırınga ile çekip iğnesiz olarak bebeğin burnunu yıkayabilirsiniz. Bu tek kullanımlık damlalar ile aynı zamanda aspiratör görevi görerek burnun içinide temizleye biliyorsunuz. Sıvıyı tamamen boşaltıp burna aynı şekilde havası biten şişeyi hava aldırarak burundan pis sıvıyı çekin. Ben nazal apriratör kullanıyorum çok kullanışlı bir şey. Resimde görüldüğü gibi uygulaması çok kolay ama benim kız pek sevmiyor epey yaygara koparıyor.


ANNECİM BEN GELDİM


Daha doğmana 20 gün varken bayram sabahı baban tam markete gitmek üzereyken benim suyumun gelmesi ile seninle tanışma maceramızın da başlangıcı oldu. Babana verdiğim market listesi hala duruyor bir türlü alamadı :)
2.160 gr olarak 36 haftalık doğdun. Pek bir ufak doğdun ama maşallah kızıma küveze gerek kalmadı hemen yanıma aldım seni. İlk tanışmamız pek güzel olmadı. Narkoz yüzünden kafam hala beş yüz olduğu için ben hiç bir şey anlamadım. Neçe sonra aklıma geldi dikkatlice bakmak. Çok ilginç bir duygu ilk başta birşey hissedemedim. Narkozdan mıdır nedir nötür bir haldeydim. İlerleyen saatlerde ilk ayağa kalkış durumuna geçince acım bin kat daha artınca zaten dünyayı görmüyorsun. Ama daha sonra  bu benimmi şimdi dedim durdum. Bu arada keyfi sezaryan yaptıranlara Allah akıl fikir versin. Ben daha önce zor bir ameliyat oldum ve onda bile böyle bir acı çekmedim. Dehşet bir ağrı çekiyorsunuz nefes alamadım ayağa kalkınca. Kesinlikle normal doğum yapın. Normal doğum yapanlar koridorda sekerken biz karnımızı tuta tuta kesik nefes alarak zar zor adım atıyorduk :(
Bu gün tam 50 gün oldu. İnanılmaz gazlı gece gündüzlerimizde ne kendini nede beni uyutuyorsun. Dua ediyorum bu durum çok sürmesin gerçekten yoruldum ve uykusuzluktan artık hayal görmeye başladım. Her şey o kadarda kötü değil bu sabah çığlık çığlık bana güldün delirdim resmen. İçim eridiii eridiii. Hem ağladım hem güldüm her şeye değer senin gülmen. Babanla akşamları Ezgi Deniz'i kim kaptı oyunu oynuyoruz. Kural olarak eline geçiren diğerine vermiyor. Gece o kadar ayakta kalınca sabahları bazen babana nöbeti veriyorum. Daha doğrusu artık ben zom olunca eli mahkum kalkıp seni alıyor kucağına. Bir bakıyorum yatakta sen babanın göbüşünde ikinizde zorrr zorrr uyuyorsunuz. Şu anda bu yazıları yazarken sen yanımda top atışları yapıyorsun :)) ohhh yarasın kızıma :D
ha haa tam sana göre olmuş değilmi. Şu senin baban ağlem adam o aldı sana :) Valla gaz hikayelerini anlatıp seni şimdi utandırmayayım zira sen bunları büyünce okuyacaksın inşalah ama biz bol bol kafa buluyoruz senin bu durumunla. Ma - aile oleyy oleyyy diye sana tezahürat yapıyoruz :D
Bir yazıyı daha bitiremiyorum en azından kısa kesiyorum. Sağolsun Ezgi Deniz hanım ''bu va vaaa'' diye başladı ağlamalara. Yettim yavrummm ♥

4 Ekim 2013 Cuma

EZGİ DENİZ GELİYOR PARTİSİ

Yeni usul bebek partisi ya da baby shower denen şey '' pehhhh oda neymiş '' diyen birinin ağzının daha sonrasında kulaklarına varmasına içi içinin sığmamasına hatta gelenleri de birer birer içine sokası gelesi bir şey olduğunu ben deniz anlamış bulunmaktayım. Babay shower için neler gerekli öncelikle ondan kısacık bahsedeyim. Bir kerem vefalı arkadaşlara ihtiyacın var zaten onlar olmazsa bu iş kafadan olmuyor. Birde benimkiler gibi becerekli ve hayal gücü geniş olması da ayrıca bir artı olan arkadaşlar olursa fevkaladenin fevkinde oluyor. Gerisi zaten süs püs :)


 Bu benim kızıma ilk hediyem. Ellerimle yaptım kapısına astık ♥

Bunlarda benim canım arkadaşlarım. Efendim soldan sağa sıralayacak olursak Duygu Tuncay (Blogda yaparım kariyerde ) , Nirvana Yüksek ve Tibet Yankı ( Bu arada benim damat olur :D Mutfak Doktoru )Nilüfer Meral (Nil ve Sihirli Dünyası), Selma mollaoğlu (Mutfak ve Tatlar ), Sibel Yalçın (Ev atolyesi ), Ben deniz Senem Deniz Çabuk (Senem'in Yemekleri ), Funda Aydeniz (Aren and Family ), Nülgün Komar (Nilgün Komar.com ), İpek hepar (Fıstık ve Pati ), Ebru Şanlı (ebrusanli.com )





  
 Sibel Yalçın'ın hazırladığı muhteşem şeker hamurlu kurabiyeler. Bunları yemeğe kıyamıyorsunuz o kadar şıklar ki :)


 Nilgün Komar'dan Çocuk bezi pasta. Yanların da kızıma çamaşır, atlet, badi de koymuş ablası nasıl bozacağız hiç bilmiyorum :)




Bu mis gibi çilek kokusu ile cup cake'leri Nirvana yaptı. Yiyen bir daha yemek istiyordu. Kremasına çilekli süt koyarak bizi çok şaşırttı. Hiç aklıma gelmezdi mutlaka not alın derim. Bu ufak biberonları da ben hazırlamıştım daha öncesinde Nirvana’nın bastırdığı ve kendinin hazırladığı etiketleri de ekleyip KullanAt.Market.com dan gelen standımıza dizdik.


Bu cici bardaklarda sunduğumuz kısırları da İpek’ çiğim yaptı. Rus salatımızı da Nilgün’üm yapmış. Çok lezzetliydi akşama babamızda bunlardan yedi çok beğendi.

Nilgün Komar'dan peçetelikler.


 Fundacım çok lezzetliydi patates salatan teşekkür ederim. Servis tabağımız keramika seramik masamıza şıklık katdı.

Şeker hamuru pasta tarifi
 Kızım için bende bir şeyler yapayım dedim ve Baby Shower için seçtiğim tema olan Baykuş desenli pasta yaptım.

 Çikolata aşkım pastada kendini belli etmiş olacak herhalde. Bu güzel pasta tabaklarına bayıldım sabah akşam kullanıyorum. Kahvaltıda bile artık başka tabak kullanmıyorum. Keramika Seramik'in diğer ürünlerine burdan ulaşabilirsiniz.

 Sibel Yalçın'dan bayatlamayan poğaçalar. Ben pek bir sevdim kalanları ertesi ve ertesi günde yedik. Gerçekten bayatlamıyor :)



Allahım yine yemeğe kıyamadığımız kurabiyeler daha. Nasıl yiyeceksin bu güzellikleri bozacaksın
işte şeker hamuru kurabiyeninde böyle kötü bir yanı var. Helede işin ehli bu işin piri kişiler yapınca. Ellerine sağlık canım arkadaşım. Tel tek üşenmeden uğraştın hakkınızı nasıl öderim ben hepinizin.♥
 Selmacığımmmmm ( burda gülme içimden geldi. ciğimleri cuğumları çok kullanacağım bu gün :D ) Şimdi bu nasıl güzeldi bir tarifti öyle tiz tarifini istiyorum. Ceviz ve inciri yan yana oldum olası çok severim zaten. Harika olmuşlardı ellerine sağlık tatlım.

 Meşhur Reyhan Şerbetim. İçenin mutlaka hemen yapmak istediği bir şerbet. Afiyet olsun benim canım arkadaşlarıma ♥
 Bardaklarımız KullanAt.market.com ürünleri. Üzerlerine kurdelere yapıştırdım silikonla. Daha sonra Lohusa şerbeti için de kullanacağım.

 Nilüferim illaki eli boş gelmez. Ne gerek vardı sen gel yeter dediğim arkaşım Lakin bunlar çok güzeldi teşekkür ederim :) Servis tabağımız Keramika Seramik .


Duygum benim tatlı cadım ( niyeyse bu kıza hep cadı diyesim var. Annemde güzel bir kız çoğunu gördünmü öyle severdi. Banada annemden geçti herhalde gerçi kız çoğumuz koca genç kız ama onuda öyle sevesimiz var. ) kokostar kurabiye yapmış. Ezgi Deniz'e dışından bakıyorsun başka bişey ama içini açınca benim çok sevdiğim hindistan cevizleri. Tarifini bloga koymuş en kısa zamanda yaparım ben artık ellerine sağlık kuzu :)


Selmacığım yine güzel bir tarifi ile bizi mest etti. Buzluk böreği  çok lezzetliydi. Rahmetli annem bize çok yapardı çok severdik. Anılarımızı tazeledi. Tarifini blogunda bulabilirsiniz. Teşekkür ederim canım.




Sevgili hasibe gelemesede bana bu güzel yaptığı sabunlardan göndermiş. Nasıl güzel kokuyorlar anlatamam. İki tanesi bile odayı doldurdu güzel kokusuyla. Tüm haliyle fotoğraflamayı unuttuk özür dilerim. En son iki adet kaldı bende resimlerini çekeyim dedim. Gözüm gibi bakıyorum kalanlara :)

Bu güzel günü organize eden arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Her şey o kadar güzel ve şıktı ki ben masayıda duvardaki süsleride hiç kaldırmak istemedim. Üstüne üstlük bir birinden cici hediyeler ile beni çok mahçup ettiniz. Hakkınızı nasıl öderim bilemiyorum.Elinize yürüğinize sağlık. Sizi çok seviyorum.
Bu güzel güne katkısı olan KullanMarket.com'a ve Seramika Seramik Firmasınada ayrıca teşekkür ederim.

24 Eylül 2013 Salı

BAK YAVRUM ANNEN SANA NE YAPTI

Prenses kızımıza kapı süsümü yapmışım ?  Hemde sabahlara kadar uyumadan ayakları godzilla ayağı kadar şişmişte yinede bitireceğim diyemi direnmiş mi anne ? Evet gerçekten ayaklarım fena şişti parmak uçlarım silikonlardan yandı. İğneler battı, uykum geldi, hatta karnımda acıktı ama  ben bunların hepsini unutup kafamdaki süsü bitirmiş oldum. :)



Evde köpük vardı ve ben bunu yuvarlak simit şeklinde kestim. Üzerine elyaf kapladım sonra şerit halinde kestiğim tülü sardım. Keçelerden hayvancıklar yapıp üzerine sıcak silikonla yapıştırdım. Masrafçıdan aldığım ithal şekilli düğmeleri yapıştırdım. Birde kızımızın adını keçeden harfler çıkarıp yine keçeden bir fona yapıştırdım. Bin adetli kesilmiş şekilli tülleriden aldım ortadan katlayıp arka tarafa tek tek diktim. Bu kadar basit ama el oyalıyor. Hazırda alabilirsiniz ama sizin yapmanız ayrı bir güzel bence  :) Bu arada keçeden hayvanlar yapımı yabancı sitelerde detaylı verilmiş. İngilizce yazın kalıplarıda çıkıyor.


6 Eylül 2013 Cuma

ANNESİNİN YAVRUSU 7,5 AYLIK OLDU



Uzun zamandır yazmadığımın farkındayım ama mazeretlerim var şimdiden söyleyeyim. Bir kere sebebi sensin fena halde aylardır bel ağrısı çektiğim için keyifli bir şekilde oturup da sana yazamadım. Neyse ki biraz daha iyiyim. Bu gün tam tamamına 31 haftalık ve  1.450 gr olmuşsun.  Doktorumuzda çok şeker yakında zaten tanışacaksın bakalım sende sevecek misin?  Doktorumuzun ismi Yeşim Beyazgün,  sakin biri babanla biz sevdik. Geçen hafta alış veriş haftamızdı. Sana çok cici şeyler aldık. Daha şimdiden ateş ölçerini babada kullandık. Biraz hasta oldu ateşi çıktı kızının ateş ölçerini ilk o kullanmak istedi. Merak etme başka hiçbir şeyini kullandırmam olmuyor çünkü :) vakit yaklaştıkça bende acayip bir telaş oldu. Sanki daha hazır değilim biraz daha bekleyelim diyecek halim var. Zaten geçen ameliyattan bir sendrom kaldı bende. Narkozdan korkuyorum. Epidural istedim ama bel fıtığı var diye ona da izin yok :( Bu hafta yatak işini halletmeyi planlıyorum. Babanda sağ olsun sanki çok zamanımız var gibi hareket ediyor. Yine çemkirmek zorunda kaldım :) Neyse sende öğren bu işleri kadın milleti olarak istediğimiz şeyler olmayınca son çare cırlıyoruz. Yoksa başka dilden anladıkları yok bunların. İlk başlarda çok aşermeyen ben bu günlerde aşermelere başladım ya da can sıkıntısından yalnızlıktan yeme eğilimlerim başladı. Ay kilo almadım diye sevinirken son dakika şişmeyeyim de :) Bu gün tatlı krizindeyim. Aslında baban soktu kafama tatlıyı. Dün akşam evi tatlı diye talan etti. Bu günde bir şeyler yapmak şart oldu tabi. Bu gün fırsatını bulursam sana güzel bir kapı süsü yapacağım. Kafamda harika fikirler var ama ortasını almam lazım bu fikirlerin. Yanımda kimse olmayınca ne yapmam lazımdı çok bilemiyorum ama umarım eksik içimde kalan bir şeyler olmaz. Zira şunu yaparız bunu yaparız diye gaz verenler ortada olmadıkları için hep bir şeyi unuttum gibi geliyor. Onlarında canı sağ olsun artık biz birbirimize yeteriz değil mi kızım. Aaaa asıl haberi unuttum adını da koyduk bu arada. Koyduk derken baban o işi benim yerime de halletti ‘’Ezgi Deniz ‘’ olacak. Evet, annenin adaşı olacaksın ne yapalım baban öyle istedi. Benim aklıma bir türlü isim gelmedi. Aslında Öykü düşündüm ama sıcak bakılmadı belki son dakika Öykü diye değiştirebiliriz :) ama Deniz de kesin kararlı baban. Sen hangi ismi koyarsan koy ben Deniz diyeceğim diyor. Hadi bakalım hayırlı olsun ismin. Şimdilik benim yazacaklarım bu kadar. Bir dahaki yazımda klasik alış veriş listesi olacak.

7 Mayıs 2013 Salı

İKİLİ TEST MACERAMIZDA NELER OLDU


Annesinin kuzusu bu gün uslu uslu durdu ve ölçümü yapıldı. Bu gece hiç uyutmadın sabaha kadar döndüm durdum. Nasıl oldu anlamdım ama ben hareketlerini hissetmeye başladım. Bağırsak hareketi diye beni ikna etmeye çalışıyorlar ama bu bağırsak hareketi değildi zira içtiğim sütlerden gazmana dönmüş olarak artık ayırt edebiliyorum :)
Bu devlet hastanelerinden artık gerçekten nefret etmeye başladım. Özellikle Ümraniye Devlet Hastanesi bu konuda felaket kötü. Kontrol fişi alındı geçen hafta arkan dönük olduğu için bu haftaya kaldı ölçüm. Her kes gibi bu fişi alabilmek için işlemleri yapıyorsun sabahın körlerinde yola düşüyorsun ama kontrolleri muayneler bitince almaya başlıyor saat 8:00 den 11:00'e kadar bekledik.Böyle adaletsizlik olmaz . Her yerde bir kontrol bir muaynesi alırlar zira bende muayne için gelmiştim. Sabah 8:00 de randevu saati veriyorlar ama doktorlar 9:00'dan önce muayne yapmıyor. Öğle paydosunda numara veriyorlar. Bide televizyonda komedi gibi bir kamu spotu var. Doktor hastası Mehmet beyi bekliyor '' neredeyse gelir''  diye önlüğünü geçiriyor bir telaş bir heyecan sanırsın hasta beklemiyor üniversite sınavına girecek. Her hastaneye gidişimde bu tablo gözümün önüne geliyor. Geçen ki doktorun üstünde ne önlük vardı ne yaka kartı. Kamu spotlarından zaten güzel komedi filmi çıkar. Muayne olurken sen daha içerdesin ultrasonun çekilmiş masadan kalkmamışsın başka hasta hopp diye içeri alıyorlar sen doktora iki satır soru dahi soramıyorsun soracak oldum internetten bak dedi bana :( Üstüne üstlük daha senin kalp atışlarını bile bana göstermediler o kadar kötü insana davranıyorlar ki sevincini bile yaşatmıyorlar. Sen doktorun suratını seyrediyorsun ekran sana dönük olmuyor. Devlet bir performans diye bir şey çıkardı. Performans sanırım onlar için gün içinde baktıkları hasta sayısı nasıl baktığı değil. özel dişçiye gidince 55 dakikada dolgu yaptırıyorsun ama devlet hastanesinde bu süre 8 dakika 8 dakikanın üstüne çıkınca doktorun oradan aldığı maaş yetersiz geliyormuş. İşe bak sağlık sistemi bitmiş çökmüş bizde seyrediyoruz. İşte bunun için insanlar özel hastanelere gidiyor. Off çok dolmuşum anlat anlat bitmez haftaya ikili testin sonucunu alacağım şu anda ense kalınlığı iyi çıktı. İnşallah diğerleride iyi çıkar. Sonuçları artık özel hastaneye gideceğim bu şekilde eziyet görmek çok kötü bir duygu. Zaten yeterince sitresimiz var dahasını kaldıramayacağım.